Anaborapi çatısı altında yürütülen ıslah çalışmaları, sadece et verimine değil, aynı zamanda sürdürülebilir hayvancılık kriterlerine odaklanır. İşte Anaborapi genetiğini özel kılan temel unsurlar:
Anaborapi bünyesindeki her boğa, sıkı bir yavru testinden (Progeni testi) geçer. Boğaların döl verimi, yavrularının doğum kolaylığı, büyüme hızı ve karkas kalitesi gibi veriler titizlikle kayıt altına alınır. Bu sayede yetiştiriciler, katalogdaki verilerin doğruluğundan emin olarak seçim yapabilirler.
Piemontese ırkının en büyük özelliği olan Myostatin geni, Anaborapi'nin seleksiyon yöntemleriyle optimize edilmiştir. Bu genetik özellik, hayvanın kemik yapısının ince kalmasını sağlarken kas kütlesinin (özellikle değerli et bölgelerinin) maksimuma çıkmasını sağlar. Sonuç olarak ortaya %70'i aşan karkas randımanı çıkar.
Anaborapi genetiğine sahip Piemontese eti, sığır ırkları arasında en düşük kolesterol ve yağ oranına sahip olmasıyla bilinir. "Sağlıklı kırmızı et" mottosuyla dünya pazarına sunulan bu genetik, tüketicilerin besin değeri yüksek ve yumuşak et talebini tam olarak karşılar.
Anaborapi spermaları, sadece safkan yetiştiricilikte değil, yerli ırklarla yapılan melezleme (crossbreeding) çalışmalarında da devrim yaratmıştır. Yerli ineklerin Anaborapi Piemontese spermaları ile tohumlanması, doğan buzağıların pazar değerini ve et kalitesini ilk nesilde bile ciddi oranda artırır.